Son zamanlarda iyiden iyiye moda olan bir şey bu tektaş. Genç kızların eskiden hayallerini süsleyen o beyaz gelinlikler gitti, şimdi pırlanta yüzük geldi. Geçenlerde şahit olduğum bir olay vardı onu anlatayım. 70 li yaşlarda, mutlu mesut yaşayan bir çift. 45′nci evlilik yıldönümlerini kutlamak için bir kutlama törenine hazırlanıyorlar. Torunları, akrabaları, tanıdıkları kısacası ortam tamamen dolu. Bir arkadaş oradan güzel güzel nostalji müzikler çalıyor, çiftler ortada dans ediyor sıra geldi yaşlı amcamızın 45′nci yıl konuşmasına, amcamız konuştu da konuştu sonra da teyzemize bir öpücük kondurdu teyzemiz tutturmaz mı benim pırlanta yüzüğüm nerede diye :) Oradakilerin kahkahalar atarak gülüşmelerine sebep oldu bu tektaş yüzük işi. Kısacası ufacık tefecik bir pırlanta neredeyse yarım asırlık bir evliliğe mâl olacaktı neyse ki o kadar üstelemedi teyzemiz de konu kapandı.

Gerçi insan kendini genç kızların yerine koyduğunda gerçekten de istiyor bir pırlanta, öyle eski alyans, beyaz altın ya da türk filmlerinin klasiği olan gümüş yüzükler kalmadı pek. Tektaş yüzüğün varsa ne mutlu yoksa vay halimize :) Nil Karaibrahimgil bile şarkısını yaptı, onca reklam filmleri kampanyalar düzenlendi siz sevdiğinize ufacık bir pırlanta alırken ufacık pırlantalardan kocaman holdingler kuruldu. Bence çok önemi yok pırlantanın, mücevherin gerçekten birisini seviyorsanız ata sözünde de geçtiği gibi, iki gönül bir oldu mu, samanlık seyran olur.