Tahminimce bu kendimi tanıttığım sayfayı 21429148219482194′nci defa düzenleyişim. Her tema düzenlememde bu sayfayıda düzenlemeden geçmiyorum, ne kadar tema değiştirdiğimi de bu sayfayı ne kadar sık değiştirdiğimden anlayabilirsiniz. Ek olarak fena halde argo içerir, 18 yaşından ufakların okuması sakıncalı olabilir.

Her neyse, geçelim benim ile ilgili bilgilere (kimin umrumdaysa);
Yazıya bomba bir itiraf ile başlayım, bugüne kadar doğum günümü soran herkese “29 Ekim” dedim, aslında benim doğum günü tarihim “30 Ekim”. Bizimkiler saflık etmiş, 29 ekim yerine gidip 30 ekim yazdırmışlar. Olsun benim için o 29 ekimdir diyerek doğum günlerimi hep 29 ekimde kutladım. Aslında bu güzel birşey, tüm ulus 29 ekim cumhuriyet bayramını kutlarken bende ucundan nasipleniyorum ekstra masraf çıkmamış oluyor.

Evet gerekli doğum tarihi bilgisini verdikten sonra geçelim diğer kısımlara, merzifon devlet hastanesinde doğmuşum, annem göbeğimi gitmiş merzifon hava hastanesinde bi çiçeğin saksısının içine iliştirmiş daha sonra. Şu kadarını söyleyebilirim hiç bi halta yaramamış, yani şuan için yaramadı kim bilir belki ilerde yaptığım meslekten vaz geçip hastanede hasta bakıcı, temizlikçi, güvenlik görevlisi gibi pozisyonlarda iş bulabilirim :)

Bizimkiler bende ki cevheri görüp adımı Umut koymuşlar, bizim umudumuz olsun vatana millete hayırlı olsun diye, bu benim içimde ki cevher daha sonra başıma çok bela oldu sormayın. Malum çok zeki olduğumuzdan okula erken başlatmışlar beni. (Ulen insan bi’ sorar değil mi? hazır mısın okula, sınavlara diye) Bi bakmışım anasınıfındayım, genelde benden 5-8 ay arası büyük arkadaşlarım ama çabuk kaynaşmışım oyun oynamakla, hoplamakla zıplamakla geçmiş ana sınıf.

Daha sonra “Kara Mustafa Paşa” ilköğretim okulunda başlamışım ilk öğrenimime, hiç unutmam ilk yazı yazmayı öğrenirken bazı arkadaşlarım (genelde kız olanlar) defterlerine boşluk bırakarak yazmaya başlamışlardı, ben kelimelerin arasına bile boşluk koymaz herşeyi bitişik yazardım. Sağolsun öğretmenimiz daha sonra öğrettide artık boşluk bırakarak yazıyorum :P

İlkokulu güle oynaya geçmişim, okumayı, yazmayı, otu boku öğrenmişim. E tabi 8 yıllık zorunlu eğitime geçilmiş haşırt diye ilkokul bitmiş ortaöğretime geçmişim. Biraz daha büyümenin ve ulan ortaokul bitecek sonra liseye gideceğim heyt be gibi fikirlerinde verdiği gaz ile ortaokul yıllarını da bir güzel yemişim. 8′nci sınıfa gelince, öğretmenim demiş oğlum LGS var artık oturda ona hazırlan, bi bakmışım konular, sınavlar, şunlar bunlar bana kol gibi girmiş, bende bi ümit LGS’ye girmişim ama LGS bana öyle bir girmiş ki lise yıllarında bile acısını çıkartamamışım. Anadolu Lisesine gidememiş olsam da, gittiğim merzifon lisesini çok sevmiş, bir sürü arkadaş edinmiş ve lise 1′i kayıpsız geçmişim. Lise 1 de ki üstün performansımı hocalarım, ve ailem fena taktir etmiş bilgisayar ile de acayip derecede içli dışlı olmam nedeniyle bana bilgisayar mühendisi olmam konusunda fena gaz vermişler. “(Buraya bir parantez açayım, öss ye hazırlanırken bilgisayar mühendisliği puanını çok yüksek bulmuşum, ülen bilgisayar öğretmeni olurum demişim bi bakmışım deneme sınavları düşük geliyor, ne olacak be bilgisayar teknisyeni olurum demişim, o da olmamış detaylar yazının devamında :) )”Böylelikle asrın hatasını yapmışım ve “sayısal” ı seçmişim. Lise 2′ye başladığımda, ortaokul yıllarında nefret ettiğim kimya, matematik ve bilimum sayısal dersler önüme gelmiş. Daha ne olduğunu anlamadan lise2′nin ilk döneminde fizik bana fena girmiş. Neyse ikinci dönem toparlarım diyerek diğer derslere asılmaya çalışmışım ama olmamış, fiziğin ardından biyoloji de öyle bir girmiş ki dönem sonu bütünlemelere kalmışım. Bütünlemelerde üstün bir başarı gösterip kaldığım dersleri vermişim ve lise3′e geçmişim. Oha lan öss’ye girecez derken bi bakmışım zaman akıp gitmiş öss sınavı gelmiş.

ÖSS‘ye 40 küsür lira vermişim, çok salak bir de webcam resmi çektirerek başvurmuşum. Başvurumu kabul etmişler (herkesi ettiler o ayrı konu) ve sınava girmişim. Sınavdan çok berbat bir puan alarak coca-cola kapağı açmışcasına “tekrar deneyiniz” diyerek kendimi avutmuşum. Bu arada çeşitli eğitim çalışmalarını denemiş ama hiç birinden memnun kalmamışım. En sonunda “yerim seni öss” diyerek “final dershanelerine” kayıt olmuşum. Bir bakmışım bizim lise de ki elemanlar tam kadro orada, e durum böyle olunca “olm hadi lan kantır atalım” diyen arkadaşların hiçbirini kıramamış, dershane de sınav olurken biz de_dust maçları yapmışız. Counter-Strike‘ı çok fena öğrenmiş, mezun olmuş, master yapmış profesörü olmuşum. Gelenin kafasına gidenin sırtına vurmuşum, bi bakmışım ki dershane de son deneme sınavı oluyor, “oha lan öss sınavı vardı bizim” demiş olsam da artık geç kalmışım.

ÖSYM‘ye ikinci defa 40 küsür lira vermişim, beni yine kabul etmişler (işiyse etmesinler, parasıyla değil mi ülen?) sınava girmişim bu sefer ilk sınavdan daha yüksek almışım. Bir an önce artık gideyim de bişeyler okuyayım diye saçma sapan okulları yazmışım, dershanede ki rehber hocasının gazabına uğramışım “coca cola kapağından yine tekrar deneyiniz” çıkmış. Yok lan artık ben bi daha denemem, yemişim promosyonunu diyerek, Doğu Akdeniz Üniversitesi‘nin açmış olduğu yetenek sınavına girmişim. Yetenek sınavında üstün bir performans göstererek, orjinal adı “Industrial Design” olan, Endüstriyel Tasarım bölümüne kayıt yaptırmışım.

Oha lan üniversiteli oldum derken, hazırlık sınıfına başlamış, içimde ki ingilizce canavarını ortaya çıkartmışım. Hazırlık sınıfında millet, he-she-it derken ben ingilizce alt yazısız filmlere kastırmışım, öyle bir kastırmışım ki girdiğim sınavların hepsinden hayvani notlar almış en sonunda yapılan ELT(English Language Test) 79 puan alarak ingilizce hazırlık sınıfını yarı dönemde bitirmişim. (Öyle kolay sanmayın, millet 2 yıl okudu ha!)

Hazırlık sınıfı bitmiş, artık bölüme başlamışım. İlk sene Mimarlık-İç Mimarlık ve Endüstriyel Tasarım dersleri ortakmış, oturmuşuz kartonlardan maket yapmışız, bina dikmişiz, ağaçlandırıp içine hayvan koymuşuz ama hocalara bir türlü yaranamamışız. Maket dersi (Basic Design) 6 krediymiş, A düşürürsem bana 4×6 dan 24 kredi veriyormuş ama ben gidip D düşürmüşüm ve 6 kredi vermiş, o dönem kimseyi suçlamamış, çok iyi maketler yapamadığımı anlamışım. İkinci dönem için makete fena kastırmışım, final maketimi gören tüm arkadaşlarım “oha lan naptın? A alırsın kesin” diyerek bana fena gaz vermişler. Hocalarla son gün pasta kesilmiş, yenilmiş, gülünmüş sohbet edilmiş. Türkiye’ye dönülmüş ve gün gelmiş notlar internetten açıklanmış… Portal’a girip D notunu görünce fena bozulmuş, sinirlenmişim. O sinirle hocama mail atmış ama cevap alamamışım. Hakkımın yenildiğini düşünmüş ama ses çıkarmamışım.

O dönemi de geçmiş 2. sınıf olmuşum, vize sınavlarında güzel notlar almış, finallerde de güzel notlar alarak kayıpsız bir dönem geçirmeyi istemişim. Bakalım ne olacak :)